Alman evinin zemin katında kapılarını açan Zum Goldenen Kalb
Münih, her telden insanı memnun edebilecek rengarenk bir palet gibi.
Kendi toprakları üzerinde doğmuş olan biraya, bugün binlerce marka ile yön vererek masasına keyifli muhabbet katmak isteyen gençleri, dünyanın en zengin kulüplerinden Bayern Munich ile mega stadın koltuklarında heyecanla gol bekleyen taraftarları, BMW Müzesi’ndeki “Roadstar”ların baş döndürücü renkleriyle araba tutkunlarını, uçsuz bucaksız İngiliz Bahçesi’nin güneş vuran banklarıyla huzur arayan yaşlıları, nefti renk tüylü şapkalı gençlerin fink attığı Octoberfest kutlamalarıyla da eğlenmesini bilen her yaştan insanı tatmin edebilecek rengarenk bir palet.
Asıl konumuza, yani yemeğe gelirsek, Münih burada da bizi hayal kırıklığına uğratmıyor. Daha önce şehrin sevdiğim mekanlarını “Münih’in En İyi 10 Rafine Restoranı” başlığında sizlerle paylaşmıştım.
Bugün de, 2011’de açılıp kısa sürede lezzetini ispatlayan ve geçtğimiz yılın “Almanya’nın En İyi Steakhouse”u seçilen hoş bir mekandan bahsedeceğim: Zum Goldenen Kalb (The Golden Calf.)
Tipik Bir Steakhouse
Marienplatz’a oldukça yakın olan Zum Goldenen Kalb, Viktualienmarkt’ın hemen karşısında yer alıyor.
12.000 m2’lik bir alanda, dünyanın dört bir yanından sayısız av etlerini, deniz mahsullerini, sebze, meyve ve peynirleri buluşturan bu tarihi açık hava marketi, şehri tanımak için gitmenizi önereceğim ilk adreslerden biri.
Gastroseverleri çılgına çevirecek Viktualienmarkt’ın modern ve kapalı bir versiyonu gibi düşünebileceğimiz ve yine konuya meraklı dostların gitmesini tavsiye edeceğim Schrannenhalle ise bünyesinde bulunan Tantris, Käfer, Dallmayr tarzı ünlü isimlerin kioskları ile sizi tavlayamazsa, bu devasa çelik konstrüksiyonun aksine, tam karşı köşede, tipik tuğladan bir Alman evinin zemin katında kapılarını açan Zum Goldenen Kalb iyi bir alternatif olacaktır.
“Altın Dana” anlamına gelen ve duvarları etin bölümlerini anlatan illüstrasyonlarla donatılmış mekânda sizi öncelikle sol taraftaki soğuk dolaplar karşılıyor. Etin sabit bir sıcaklıkta yaklaşık bir ay kadar bekletilip çeşitli enzimlerin kırılması, nem oranındaki düşüşle de lezzetin yoğunlaşmasını öngören “Dry Aged” yani “kuru dinlendirme” dediğimiz yöntemi sergileyen bu dolaplar, misafirler için de bir nevi menü niteliğinde.
Nitekim menüye ve restoranın ortasında, şefin her gün değişen önerilerine sahne olan kara tahtaya rağmen müşterilerin çoğu siparişlerine, bu dolapların önünde geçirdikleri dakikalar sonunda karar vermekte.
Özellikle öğle saatlerindeki iş yemeklerimde tercih ettiğim Zum Goldenen Kalb, hoş bir et ve içki skalasına sahip.
Bavarya Bölgesi’nin sarı cins porterhouse’undan USA Prime’a, US Longhorn, t-bone’dan Pomerania filet mignon’a kadar uzanan seçenekler arasında, Japonya’daki kadar olmasa da yine damağı hoşnut edebilecek Wagyu ribeye bulmak bile mümkün.
Et seçildikten sonra gelen sabırsız ızgara bekleyişinde sizi oyalayacak küçük ama etkili lezzetler arasında ise pimientos dediğimiz küçük biber kızartmaları, keçi peynirli yoğurtla lezzetlendirilmiş patates gratin ve taptaze malzemelerin nefis bir sosla harmanlandığı Akdeniz salata geliyor.
Izgarada ağır ağır kendini bulan etler, piştikten sonra minimum 10-15 dakika bekletiliyor ve ardından ahşap bir araba ile masanıza gelerek kişi sayısına göre bölünüyor. Tabii burada genellikle masaların birkaç kişilik ufak gruplardan oluştuğunu ve buna göre siparişin de bütün bir et şeklinde verildiğini söyleyebilirim.
Tam kıvamında, medium rare pişmiş bir etin lezzetini doruğa çıkaracak şey elbette ki kadehteki yoldaşıdır. Bu noktada iyi bir Bourdeaux, Burgundy ya da Pinot Noir ile başlayabilecek liste, sade ve öz menünün aksine oldukça kabarık.
Zengin şarap seçeneklerine ek olarak, Zum Goldenen Kalb’de Hofbraeuhaus’un draft biralarını bulmak mümkün. Ancak ben yine de, 1589’da açılan bu ünlü bira evinin pastorize olmayan, filtresiz ve taze birasını kendine has nostaljik atmosferinde denemenizi tavsiye ederim.
Ancak öncesinde iyi bir yemek için söz konusu Münih ve et ise, Zum Goldenen Kalb bir ziyareti hak ediyor.
Ağız tadınız ve keyfiniz bol olsun...
Zum Goldenen Kalb
Utzschneiderstraße 1, 80469
München, Almanya
Bu Yazıyı Paylaş
Kırmızı kareli örtülerle bezeli birkaç masa, kenardan göz kırpan küçük ama nefis şarap kavı, zihninizi hamakta sallandıracak keyifli bir müzik ve tüm bunlar eşliğinde iki göz ocakta gülerek yemek yapan İtalyan bir şef...
Michelin'den 3 yılda 3 yıldız toplamayı başaran şef Jan Hartwig tablo misali tabaklarının ardında nefis bir lezzet şöleni vaadediyor.